Shop Mobile More Submit  Join Login
×



Details

Submitted on
January 20, 2007
Image Size
18.8 KB
Resolution
401×882
Thumb

Stats

Views
203
Favourites
13 (who?)
Comments
Disabled
Downloads
9
×
7 by icepunnch 7 by icepunnch
Koklamak istediğim bakışındı; gözlerin değil.
Ö;pmenin ne olduğunu bildiği için sızlayan ellerimizi ö;pelim. fotoğraflarına bakarak kazandığım yüzündü. Hüzün, aynadaki buğuymuş. ;....; aynanın buğusunda sevişelim. Çünkü, benim derdim de kırık ayna.

Seyrettiğin filmi gördüm. Gözlerimizin kaydığı yeri korumamız için. Seninle, orada, biraz daha kalabilmek için. Üzerine kar yağan şekerli posta kartlarıyla bile sevemezken. Aklına gelen ilk şey olmak için susuyorum. Herşeyimi sana vermek istiyorum. Çünkü, en çok sen görebilirsin düşlediklerimi. Kağıttan kuşun titreyen kanadını. Avcumun içinde eriyip kayan, suya karışan kurşunları. Yutkunan yalnızlığı. Buruk cennet, ellerimin arasında parlarken yalnız sen ağlayabilirsin.

Doğarken aynadan geçtiğimi unuttum. Kırıldı ayna. Yokuşu sesinden çizen ağaç dallarıyla, tüm gün taş yolda bekledim. Derdim, kırık ayna. Akasya ağacının içine girdim ve son güne dek yaşamak istedim. Gördüklerimden başka renklere dokundum. Sana iki balıkla döndüm. Rüzgar çanları şırıldadı. Öteki rengi neden getirmediğimi düşünürken, yazdığım en güzel aşkı buldum. Sana -beni, cam yaprakların üzerinde beklerken- dönmeyi istedim. Öteki rengi sorma. Kış yapraklarının üzerinde buluşmamız için. Orada sarılalım. Senin kalabilmeliyim, bu yüzden sadece en güzel olana dokunabilirim. Bir aşkı içimde okşarken yine sen bul beni. Ve ağlarsam bu defa “neden” diye sor. Çünkü, bu nedenleri ancak sen anlayabilirsin.

Yağmurlu çatı.,o gece olduğu gibi.

Seni, yalnızca, yüzümden dinleyebildiğim, herşeyden geçerken bir parçasını bırakan rüzgâr getirir. Çok olanı ararken, rehberde karşıma niçin senin numaranın çıktığını, o gece sesini duymak isteyişimi anlatıyor. Rüzgarın müziği öyle içli ki; sözlerini bilmeden anladığımız şarkılar gibi.
Sadece onu dinleyelim.

Bir yere kaçmak istediğinde, kalbimi bul. O, hiç bir zaman seninle yerinde duramayacak, ama bul. Kilitlerini söktüm. Doğru yerde kaybolduğumuzu söyleyerek çıkardım bütün kırıkları. Kırık buz parçalarıyla yazdığını aldım, saplayamam. Mavi kaskını taktım, ve bir motosiklet yanığı olduğumu da unuttum. Uyutsun beni ellerin. Zedelenmiş ellerime inanıyorum ben. Lanetin sökmediği tek bir güzel günü bekleyerek dua ederek ağlayan çocuğun olduğumu hiç unutmayacaksın. Artık, güzel günlerin olmasını istediğim için sana düşlerimi vereceğim.

Seni aynada değil, kendimde gördüm. Dalga dalga yayılan su aynalarının üzerinde şiir olmuş, yazılıyordun. Uyut beni. Şimdi, sevişerek ö;ptüğün karanlık sokaklardan uzaktasın. Benim kollarımdasın, ısınmanı istiyorum; şeytanın kollarında yanarken bırakmam seni. İnce tel ip, yerde sarsılırken, göğsümdeki su kolyesini kırdım, damlatacağım sızına. Kar düşlerinde, kıştan bile uzun olduğumuz için. Göl ö;püşlerine dokunduğumuzdan birbirimizde. Benimle orada kal, okyanus rüyalarında. Sırtımıza değen suyla, seninle yalnız Ay’a bakabildiğim için. Hiç bitmesin istediğim için. Hiç bitmesin ister misin;_?

Seni, kendim kadar sevdiğime inandırmama, seninle cahillerden -ama o cahillerden degil- olmama izin ver.





to :iconstreetqueen::heart:
The owner of this deviation has disabled comments.